T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / KÜÇÜKÇEKMECE - Şehit Er MüslümZengin İlkokulu

DİLİMİZİN ZENGİNLİKLERİ PROJESİ ARALIK AYI ETKİNLİKLERİ

Türkiye genelindeki tüm eğitim kademelerine yönelik hayata geçirilen "Dilimizin Zenginlikleri" projesi, anadilimizin derinliklerini ve zenginliklerini öğrencilerimize öğretmeyi hedefliyor. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin tarafından başlatılan projede, Türkçemizin kelime dağarcığı, deyimleri, atasözleri ve edebi eserleri aracılığıyla kültürel mirasın yeni nesillere aktarılması sağlanıyor.

 

Proje kapsamında aralık ayı etkinlikleri çerçevesinde okulumuzda yapılan hikaye yazma yarışmasında 4-A sınıfından öğrencimiz Azra Betül PALA 1. olmaya hak kazanmış, kendisine Okul Müdürümüz Kemal YAĞIZ tarafından 500 TL değerinde hediye çeki, okulumuzda yapılan ödül töreninde ödül verilmiştir. Kendisine başarılar diliyoruz. Öğrencimizin birinci olan hikayesini haberimizin devamında okuyabilirsiniz. 

 

ÇOCUKLAR HEP MUTLU OLMALI

 

                Merhaba ben Azra. Tek çocuğum, annemle ve babamla yaşıyorum. Babam yakın çevremizde iş bulamadığı için başka şehre gitti. Bir gün okuldan döndüğümde annemi çok yorgun ve üzgün halde gördüm. Onu öyle görünce ben de çok üzüldüm. Babamı çok özlüyorduk. Babam gittiğinden beri annem yemek bile yapmak istemiyordu. Neyse ki ben vardım. Beni görünce neşeleniyordu. Birlikte yemek yapar, birlikte uyurduk. Aradan uzun zaman geçmişti. Yine böyle bir günde telefon çalmıştı, arayan babamdı.

Annem: Nasılsın? İki gündür aramıyorsun, çok merak ettik seni.

Babam: İyiyim. Müdür bey bana çok önemli bir iş verdi, iki gündür onu yapmaya çalışıyorum.

                Telefonu hemen ben aldım. ‘’Babacığım, nasılsın? Seni çok özledim.’’ dedim ve telefon o anda kapandı. Birkaç kere daha aradık ama bir türlü ulaşamıyorduk. Telefonu kapalıydı. Annem endişelenmemem için, kızım merak etme, dedi.

Annem: Kızım, merek etme, şarjı bitmiştir. Daha sonra arayacaktır.

                Ama ben biliyorum ki annem de çok merak etmişti. Benim babam yedi yirmi dört çalışıyor. Üstelik çalıştığı yer adaletsizce davranıyor. Herkesin babası yanında, benim babam uzaklarda. Bu beni çok üzse de biliyorum ki babam her şeyi benim için yapıyor. Bunu için ben de babamı mutlu etmeye çalışıyorum. Bunları düşünürken uyumuşum. Sabah olmuş. Annemin, hadi kalk artık, demesiyle uyandım.

Annem: Kızım, hadi kalk, okula geç kalacaksın.

Ben dördüncü sınıfta okuyorum. Okulumu ve tüm öğretmenlerimi çok seviyorum. Ama ben yüksek ses sevmediğim için bizim sınıfta çok bağıran, çok konuşan çocuklar olduğu için bazı günler okula gitmek istemiyorum. Hazırlanıp okulun yolunu tuttum. Çok uykulu olduğum için okul yolunu karıştırma ihtimalim yüksekti. Sonunda okula geldim. Ders zili çalmıştı. Hala konuşmaya devam eden arkadaşlarım vardı ve bir türlü susmuyorlardı. En sonunda öğretmenimiz içeri girdi. Herkes susup ayağa kalktı. Artık konuşan yoktu, dersimizi işledik, daha sonra zil çaldı. Herkes ‘’Öbür dersimiz beden!’’ diye bağıra bağıra çıktı. Bende hangi gün diye takvime baktım. Bugün şubat ayının onuymuş. Teneffüs bitmişti, beden eğitimi öğretmenimiz aşağıda bekliyordu. Koşa koşa gidenler ‘’Beden isteriz!’’ diye bağırıyorlardı.

Bedene çıktığımızda, beden isteriz, diye bağıranlar pişman oldular.  Çünkü istedikleri oyunu oynamayıp, mekik çekmek zorunda kaldılar. Ağlayacaklardı neredeyse. Üzüldüm ama bir taraftan da iyi oldu artık derstekiler rahatsız olmaz, onlar da artık bağırmazlar, diye düşündüm. Öbür derslerimizi de işledikten sonra eve döndüm. İçeri girdiğimde etrafa mis gibi yemek kokuları yayılmıştı. Annem büyük bir sevinçle: ‘’Hoş geldin kızım.’’ deyip bana sarıldı.  Merak etmiştim hemen anneme sordum:‘’Anne neler oluyor?’’ Annem de sevinçle: ‘’Sana çok güzel haberlerim var.’’ dedi. ‘’Hala anlamadın mı, baban geliyor, akşam yemeğinde beraberiz.’’ dedi annem. Çok sevindim, anneme yardım etmeye başladım. Babamın en sevdiği yemekleri yapmıştı annem. Çok güzel sofra hazırladık. Büyük bir coşkuyla babamın gelmesini bekledik. Biraz sonra kapı çaldı, koşa koşa kapıyı açmak için gittim. Kapıyı açar açmaz babama sarıldım onu çok özlemiştim. İkimizde uzun süre öylece kaldık. Daha sonra annem sarıldı. Annem sarıldıktan sonra: ‘’Haydi sofra hazır, herkes sofraya!’’ dedi.

                Bugün benden mutlusu yok. Çünkü annem ve babam yanımda. Hem de uzun zamandır böyle iştahlı yemek yemiyordum. Artık yemeğimi yedim. Hem de kitabımda çok heyecanlı bir yerde uyuyakalmıştım. Hemen kitabımı alıp anneme ve babama koştum. Onlar da kitabı çok beğenmişlerdi ve ben de çok beğenmiştim. Daha sonra annem çay yapmıştı. Onu içerken haberler başlamıştı. Bir haberde bir çocuk kaçırılmış. Çok üzüldüm. Üstelik de benden küçük bir çocuk. Annem başımı okşadı.

Annem: Aman kızım, okula giderken, gelirken çok dikkatli ol. Tanımadığın insanlarla konuşma sakın, dedi.

                Okulla evimizin arasında iki sokak vardı. Bu sene okula yalnız başıma gidip geliyordum. Bu gece annem ve babam benim dikkatli olmam konusunda beni epeyce uyardılar. Ben de kendimden emin bir şekilde: ‘’Anneciğim, babacığım merak etmeyin. Bu konuda çok dikkatliyim.’’dedim ve haberleri izlemeye devam ettik. Bu konuşmanın üzerinden birkaç gün geçtikten sonra bir gün okuldan eve dönüyordum. Arkamda biri vardı. İlk başta bizim sokakta oturuyordur herhalde dedim. Biraz da şüphelenmiştim. Farklı bir sokağa girdim. Hala peşimdeydi. Fazla insanların olduğu kalabalıklara gitmeye çalıştım. Eve nereden gideceğimi çok iyi biliyordum. Bir süre sonra beni kaybetmişti. Çünkü o kadar kalabalıkta kaçıramayacağını fark etmişti. Akıllı olduğunu anladım ama benim kadar değildi. Eve geldiğimde annemle babama söylemedim. Çünkü endişelenmesinler, korkmasınlar istiyordum. Ertesi gün yine takip etti. Bu sefer polisin olduğu yollardan gittim. Sabah okula gider gitmez en yakın arkadaşım Melisa’ya her şeyi tane tane anlattım. Aileme söylemem gerektiğini söyledi.

Melisa: Azra, ailene söylemelisin. Belki de o kötü niyetli birisidir. Önlemlerini al önceden.

Ben: Bugün okul çıkışı beraber gidelim mi?

Melisa: Olur, hem çoktandır beraber gitmiyoruz.

                Okul çıkışı Melisa’ya gösterdim tabii ki arkamızdaydı yine. Sonra hızlı adımlarla önümüze geçti. Bir anda çok korkmuştuk.

Adam: Adınız ne küçük kızlar?

Bir de elimi tutmaya çalışınca ben öyle bir çığlık attım ki!

Ben: İmdaaaat, yardım edin! diye bağırdım.

                Bir anda iyi insanlar etrafımıza toplandılar. Bizi kurtarıp polisi aradılar. Annemiz ve babamıza haber verdiler. Hemen geldi annemler.

Annem: İyi misiniz çocuklar? dedi ve telaşla hemen sarıldı.

Ben: Anne, adam bizi kaçıracaktı. Ben de çığlık attık

Annem: Aferin, çok iyi etmişsiniz, dedi.

                Bugünden sonra okula annemle gidiyorum. Bu o kadar basit bir olay değil tabii ki. Kâbuslar gördüm, çok korktum. Annemle babam ise bana çok destek oldular. Neden böyle olduğunu bir türlü anlamıyorum. Ben küçük bir çocuğum daha. Çocukların başına kötü bir şey gelmemeli. Çocuklar korkmamalı. İstediğimiz zaman parklarda, sokaklarda oyun oynayabilmeliyiz. Ben çok şanslıydım. O an etrafımda toplanan iyi insanlar vardı. Annem ile babam vardı. Melisa’nın annesi vardı. Keşke bütün çocuklar benim kadar şanslı olsa… İyi ki annem ve babam var. Şimdi güven içindeyim.

 

                                                                                                                                             Azra Betül PALA

                                                                                                               4-A Sınıfı

 

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin
Yayın: 25.12.2024 - Güncelleme: 25.12.2024 13:13 - Görüntülenme: 123
  Beğen | 0  kişi beğendi